|
Sakarya İli,Merkez İlçesi, Semerciler Mahallesi,
Milli Egemenlik Caddesi, İstasyon karşısında yer
alan Müze binası, bahçesi ile birlikte 1290 M2lik
bir alan üzerine kurulmuştur.
1910-1915 yılları arasında dönemin Askerlik Şubesi
Başkanı Binbaşı Baha Bey tarafından zemin katla
birlikte üç katlı olarak yaptırılan konut, daha
sonra Atatürk’ün yakın arkadaşı ve Milletvekili
Hasan Cavit Bey tarafından satın alınmıştır.17
Haziran 1922 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi
ile buluştuğu ve 3 gün kaldıkları ev, 1967 yılında
meydana gelen depremde büyük ölçüde hasar görmüştür.
1983 yılında sivil mimarlık örneği olarak tescil
edilen konut, Kültür Bakanlığınca kamulaştırılıp,dış
görünümü aslına uygun bir şekilde, içte ise tamamen
değişikliğe uğratılarak betonarme olarak yeniden
inşa edilmiştir. Zemin katta büro odaları ve
kalorifer dairesi, 1. katta müdür odası ve 85 m2
genişliğinde bir adet sergi salonu, 2.katta da 50
kişilik bir konferans salonu bulunmaktadır.
Sakarya Müzesi ilk defa 12.01.1989 tarihinde, İl
Kültür Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermeye başlamış
07.03.1989 tarihinde şimdiki yerine taşınmıştır.
Müze faaliyetlerinin yanı sıra ilimiz sınırları
içerisinde bulunan arkeolojik ve etnografik eserleri
toplayarak, yapılan teşhir düzenlemesi sonrasında,
21.06.1993 tarihinde halkın ziyaretine açılmıştır.
17 Ağustos 1999 tarihindeki depremde vitrinlerde ve
eserlerde meydana gelen hasar nedeniyle ziyarete
kapatılmıştır.Deprem sonrasında yapılan çalışmalar
sonucu, 28.06.2003 tarihinde yeniden ziyarete
açılmıştır.
Müzenin bahçesinde, Sakarya İli sınırları içinde
bulunan Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari
parçalar, mezar taşları, sunaklar, yazıtlı taşlar,
ostotek, pişmiş toprak erzak küpü ve sütün kaideleri
sergilenmektedir. Müzenin sergi salonunda tarih
öncesi çağlar ile Roma ve Bizans Dönemine ait bir
grup arkeolojik eser ile Osmanlı ve Cumhuriyet
Dönemine ait etnografik eserler
sergilenmektedir.Arkeolojik eserler arasında yassı
el baltaları, pişmiş toprak kaplar,koku ve gözyaşı
şişeleri, madeni ve cam eserler yer
almaktadır.Etnografik eserler arasında Ulu önder
Atatürk’ün kullandığı eşyalar ile Osmanlı ve
Cumhuriyet dönemine ait ateşli ve kesici silahlar,
bakır kaplar , mühürler ve el işlemeleri teşhir
edilmektedir.Sikke vitrininde, Klasik, Hellenistik,
Roma,Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait sikkeler
bulunmaktadır.
TARAKLI EVLERİ
Sakarya İli`nin en güney ucunda yer alan Taraklı,
19. YY. kalma Osmanlı Dönemi evleri ve tarihi
yapılarıyla ünlü bir ilçedir. Sokak dokusu
bozulmayan görünümü Taraklı Evleri`nin bulunduğu
alan SİT alanı ilan edilmiş ve korumaya alınmıştır.
Bu alanda 120 adet tarihi ev bulunmaktadır. Yük
taşıyanların dinlenmeleri için dinlenme taşları
bulunan Arnavut Kaldırımlı sokakları ve bu
sokakların buram buram tarih kokan süsleri Osmanlı
Evleri ile Taraklı bir kültür müzesi görünümündedir.
Bu özellikleri sebebiyle son yıllarda iç turizm
açısından belirgin bir canlanma görülmektedir.
Yusufbey Mahallesinde bulunan yaklaşık beş asırlık
Çınar ağacı Kültür Bakanlığınca Doğal anıt olarak
tescillenmiştir. 100 ila 300 yıllık evlerin
süslediği Taraklı`nın Osmangazi tarafından
alınışından bu yana, halk tahtadan tarak ve kaşık
yapımıyla uğraşmıştır. İlçeye ismini veren tarak
yapımına çoktan son verilse de, ağaç oyma el
işlerine devam edilmektedir. Cumbalı, renkli evleri,
doğası, tertemiz sokak ve parkları ile önemli bir iç
turizm talebine sahne olan ilçe denizden 800 metre
yüksekliktedir. Bu konumu Taraklı`yı, rutubetsiz,
temiz havası, betona yenik düşmemiş, odun kokulu
daracık sokakları ile önemli bir turistik çekim
merkezi yapmaktadır. Taraklı, Adapazarı`na 70 km
uzaklıktadır. Ankara`dan ise Göynük istikametinden 3
saatlik mesafededir. Ankara ve İstanbul`a ilçeden
günlük otobüs seferleri vardır. Adapazarı`na ise
saat başı otobüs bulunmaktadır.
Tarihi eserler
Sakarya’da arkeolojik buluntular
ve tarihi eser varlığı
Sakarya İl sınırları içerisinde, bu güne kadar
yapılan, birkaç yüzey araştırması ve kurtarma
kazıları dışında önemli bir arkeolojik kazı
çalışması gerçekleştirilememiştir. Yapılan araştırma
ve incelemelerden de anlaşılacağı gibi, tespit
edilebilen en eski yerleşimin Helenistik Döneme (M.Ö.330-30)
kadar gittiği bilinmektedir. Eski Çağda Bitinya
Krallığı (M.Ö 435-279) toprakları içerisinde kalan
İlimizde, o dönemden günümüze ulaşan hiçbir buluntu
ve kalıntıya rastlanmamıştır.Gerek daha önce yapılan
kazılar ve gerekse, Sakarya Müzesinin kurulmasından
(1989) sonra gerçekleştirilen araştırma, inceleme ve
kazı çalışmaları sonucu bölgemiz arkeolojisine ışık
tutabilecek nitelikte bulgular elde edilmeye
başlanmıştır.
Karapürçek İlçesi Teketaban Köyü Köyiçi mevkiindeki
tümülüste Sakarya Müzesi tarafından gerçekleştirilen
kurtarma kazısında ahşap mezar yapısı olduğu tespit
edilmiştir. Bu özellik Frig dönemi tümülüslerinin
bir özelliğidir. Ancak, bu tespitin kesinlik
kazanabilmesi için, bölgede bulunan diğer
tümülüslerde de bilimsel kazı çalışmalarının
yapılması gerekmektedir.
Adapazarı Merkez, Küçük Esence (Küçük Tersiyer)
Köyünün Tepecik mevkiinde, tonozla örtülü, Dramoslu
tülüsünten; Altın diadem parçaları, Gümüş eserler ve
pişmiş toprak kaplar bulunmuştur. Ak Ova’nın hemen
ortasında münferit bir tepe olan Şıra Tepenin (Antik
Tersia şehri) kuzey doğu eteğinde bulunan bu tümülüs
M.Ö. I.asra tarihlendirilmektedir. 1958 yılında
açığa çıkartılan tümülüsten ele geçirilen eserler
İstanbul Arkeoloji Müzesindedir. Bu tümülüsün bağlı
olması gereken iskan yeri, yakınındaki Tersia şehri
olmalıdır. Bitinyanın en güzel ve verimli ovası olan
bu mıntıka geç antik çağda Regio Tersia ismi ile
anılıyordu. Bitinya Krallığı zamanında Nikomedia’dan
( İzmit ) Doğuya Bithynion ( Bolu) ve Karadeniz
kıyısındaki Hareklea’ya ( Karadeniz Ereylisi ) giden
yollar buradan geçmekte idi .((1) D.Magle, Roman
Rule in Asia Minor,Princeten 1950,II,s.1185.)
Tersiye tümülüsünde bulunan altın diadem parçaları
ve testiler, benzer plan gösteren Akyazı’nın Küçücek
Köyünde açılmış olan tümülüste bulunanların
benzeridir.(2) Nezih Fıratlı “Bitinya
Araştırmalarına Birkaç İlave” Belleten, XVII, 65,
1953, s.20 vd.)
Roma Döneminde, bölgemizde bir çok yerde köy
yerleşimlerinin olduğu tespit edilmiştir. Merkez ,Beşevler
Köyünde yapılan kazıda, Roma dönemi Lahit Mezarı
içerisinden bir adet cam şişe ve sitrigilis
(Sporcuların vücutlarına sürülen yağı temizlemekte
kullanılan metal alet) ve pişmiş toprak şişeler elde
edilmiştir. Merkez, Akarca Köyü Roma dönemi
Nekropolünde (Mezarlık) İzmit müzesi tarafından
gerçekleştirilen kazı çalışmalarında elde edilen
buluntular İzmit Müzesindedir. Meşeli Köyü Mezarlığı
kenarında yapılan kaçak kazıda açığa çıkartılan
Lahit mezar Sakarya Müzesi bahçesinde teşhir
edilmektedir. İkizce Osmaniye köyünde Roma dönemi
mezarlığı vardır. Adliye Köyü kum ocakları
mevkiinden çıkarılan ve Yücel Öner’e ait özel
koleksiyonda bulunan üzeri yüksek kabartmalı
mermerden yapılmış Mezar Steli Roma Dönemine
aittir.Adapazarı. Merkez Maltepe Mahallesinde Roma
Dönemi sandık mezarları ile daha geç döneme ait
kiremit mezarlara rastlanmıştır. (Müze Arşivi)
İlimiz sınırları içerisinde bir çok tümülüs mezar
bulunmaktadır. Karapürçek –Teketaban, Hendek-Sivritepe,
Yağbasan, Karaçökek, Kaynarca-Topçu köyü,
Kırktepeler Köyü tümülüsleri bunlardan birkaçıdır.
Pamukova İlçesi, Hayrettin Köyü, Menete mevkiinde ve
Akçakaya Köyünde anıtmezar kalıntıları, Akçakaya
Köyünün güney taraf eteklerinde mimari temel
kalıntıları, kayaya oyularak yapılmış mezarlar,
yazıtlı mezar taşarı, sunaklar ve mozaik kalıntısı
tespit edilmiştir.Yine bu bölgeden bulunan ve
müzemiz koleksiyonlarına katılan Roma dönemi
sikkeleri vardır.
Pamukova İlçesinin değişik bölgelerinden toplanan
Mezar siteleri ile Taraklı İlçesi,Hark,Hacıyakup ve
Duman köyünden getirilen steller ve sunaklar Müzemiz
bahçesinde teşhir edilmektedir.
Geyve İlçesi Saray Köyü, köyiçi mevkiinde, ev ve
samanlıklar altında kalan, düzgün yontma taşlarla
yapılmış temel kalıntıları mevcuttur. Sarayköy
Camiinin avlusunda yer alan musalla taşı Roma mezar
anıtının bir parçasıdır. Bozören köyünde bazı
evlerin duvarlarında, yazıtlı yazıtsız mezar taşları
ve sunaklara ait taşlar kullanılmıştır.
Adapazarı, Merkez, Beşköprü mevkiinde bulunan ve
Bizans İmparatoru Justinianus (527-565) tarafından
yaptırılan Köprü, Erken Bizans Döneminden günümüzü
sağlam olarak gelebilmiş en önemli sanat
yapılarından biridir. Alifuatpaşa Beldesi, II.Beyazıt
Köprüsünün kuzey tarafındaki adacık içerisinde
yıkılmış durumdaki köprü kalıntıları Bizans Dönemi
özelliği göstermektedir.
Bizans döneminde bölgemizdeki en eski kale kalıntısı
Paşalar Kalesidir.Bu kalenin yapımında çevreden
toplanan, Roma dönemine ait bir çok mezar siteli
devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.Mekeceden
başlayarak, Paşalar, Çobankale, Adliye Kalesi,
Harmantepe Kalesi, Akçukur ve Seyifler Kalesi,
Sakarya nehri boyunca uzanan ileri Karakol
niteliğinde haberleşme ve savunma amaçlı Bizans
dönemi yapılarıdır.
Bizans İmparatorluk kuvvetlerinin, doğu seferleri
sırasında, toplanma ve hazırlık merkezi konumunda,
stratejik öneme haiz bir yer olan Malagina’nın,
Bizans ve Osmanlı kaynaklarına dayanılarak, Pamukova
İlçesi Mekece veya Paşalar Köyü (Paşalar Kalesi)
olduğu ifade edilmektedir.(Fahri Yıldırım, Malagina,Yüksek
lisans Tezi,Eskişehir 2001)
İlimizin Osmanlı hakimiyetine geçmesinden sonra , il
sınırları içerisinde yepılan ve özelliklerini
kaybetmeden günümüze ulaşan önemli mimari yapılar;
Geyve Elvanbey İmareti (1450), II.Beyazıt Köprüsü
(1495) Taraklı-Yunus Paşa Camii (1517),
Sapanca-Mahmudiye Köyü Hasan Fehmi Paşa Camii (1885)
ve Uzunkum’daki Rahime Sultan Camii’dir (1892).
Sapanca İlçesi merkezinde yer alan ve Mimar Sinan
tarafından yapıldığı bilinen Rüstempaşa Camii birçok
onarım geçirmiş ve orijinal özelliklerini
kaybetmiştir,Hamam ise tamamen tahrip olmuştur.
TEKETABAN TÜMÜLÜSÜ
Sakarya-Karapürçek karayolunun 18. kilometresinde
bulunan Teketaban Köyü, Karadağ eteklerinin ova ile
birleştiği kısımda yer almaktadır. Verimli
topraklara ve hafif dalgalı bir arazi yapısına
sahiptir. Teketaban Köyü içerisinden geçen asfalt
yol Adapazarı, Karapürçek ve Akyazı bağlantısını
sağlamaktadır.
Teketaban Köyü, köy içi mevki, Hilmi Toprakçı’ya ait
tarlanın tepecik kısmından toprak alınması sonucu
mezar odasına rastlandığının Sakarya Müzesine haber
verilmesi üzerine, Sakarya Müzesi Müdürlüğü
tarafından kurtarma kazısı yapılmıştır.
Yaklaşık 40 metre çapında ve 8 metre yüksekliğinde
tümülüs olduğu anlaşılan tepecikten zaman zaman
köylüler tarafından toprak alınması sonucu 3/4'lük
kısmının kaldırıldığı ve yine toprak alınırken mezar
boşluğuna rastlandığı anlaşılmıştır. Düz bir arazi
üzerinde yükselen tümülüsün orta yerinde tepe
noktasından 8 metre derinlikte ve büyük bir bölümü
açığa çıkmış vaziyetteki mezar boşluğunun olduğu
yerde 3x3 metre ebatlarında bir alan temizlenerek
mezar tabanı ve ahşap kalas izleri ortaya
çıkartılmıştır.
Çürümüş ve kömürleşmiş durumdaki ahşap parçacıkları
dışında herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır.
Kesitte ve tabanda görülen ahşap izdüşümlerden
hareketle Mezarın ahşaptan yapıldığı, etrafına
doldurulan toprağın ince ve baskılı olduğu ve bu
durumda içte kalan ahşabın çürümesi sonucu yanlarda
ve tabanda bıraktığı izlerin ahşabın şeklini aynen
muhafaza ettiği belirlenmiştir.
Dıştan dışa ölçüleri kısmen tespit edilebilen ahşap
mezar odasının doğu-batı istikametinde olduğu, 300
santimetre boyunda, 114 santimetre genişliğinde ve
yaklaşık 200 santimetre yüksekliğinde ebatlara sahip
bulunduğu belirlenmiştir. Semerdam çatılı mezar
odasının yalnızca çatı yüksekliği 83 santimetredir.
Her iki uçta mezar tabanının altına yerleştirildiği
belirlenen kalasların toprakta bıraktığı
izdüşümlerinin derinliği 38 santimetredir, uzunluğu
ise 184 santimetredir.
Ahşap mezar odasının bulunduğu yerde herhangi bir
buluntuya rastlanmamış ve Jandarma tarafından ilk
müdahale esnasında yüzeyde bulunduğu ifade edilen
gümüş koku kabının mezar odası dışında olması,
tümülüsün tepe kısmında ve kesitte kaçak kazı izinin
görülmesi mezarın daha önceden soyulduğunu
göstermektedir. Ele geçirilen Gümüş koku kabı 9x7,5
santimetre ebatlarında olup, kısa silindirik
boyunlu, armudi gövdeli ve düz diplidir. Omuzuna
yapışık olan bileziğin üzeri boğumlu olup yer yer
altın kaplama izleri mevcuttur.
Anadolu”da Trakya bölgesi ile Phrygia ve Lydia
devletlerinin egemen olduğu bölgelerde pek çok
tümülüse rastlanmıştır. Bu gelenek Romalılar
zamanında da devam etmiştir. Teketaban tümülüsünden
elde edilen bilgiler ışığında, hangi döneme ait
olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Ancak Mezar yapısında Ahşap kullanılması Phrygia
tümülüslerini çağrıştırmaktadır.
TERSİYE (ESENCE) KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ
Adapazarı’nın 14 Km. doğusunda, Küçük Tersiye
(Esence) Köyünün Tepecik mevkiinde, 1958 yılında
tarla sürülürken tümülüse ait mezar odasına
rastlanmıştır.Ak Ova’nın (Regio Tersia) hemen hemen
ortasında münferit bir tepe olan Şıra tepenin (antik
Tersia şehri) kuzey tarafındadır. Tepecik mevkii ise
Şıra tepenin kuzey doğu eteğinden 600m. kadar uzakta
olup, Sakaryanın kolu olan Mudurnu suyuna yakındır.
Ovadan 3-4 metre kadar yüksekliktedir. Mezar binası
kuzey-güney istikametinde bir oda ve bunun
güneyindeki bir dramostan meydana gelmektedir.
Mahalli kalkerden yapılmıştır, üzeri tonoz
örtülüdür. Dramosun dışa açılan ağzı taş bir levha
ile kapatılmıştır. Mezar odasının şekli dikdötgendir.
Odanın batı tarafında taş bir kline vardır. Ölü
hediyeleri, diğer tümülüslerde de rastlandığı gibi
klinenin üzerine konulmuş olarak ele geçirilmiştir.
Dramosun odaya ve dışa açılan kapılarının etrafı
mermer çerçevelidir.
Bu tümülüsten;bir gümüş urna,iki gümüş kupa, Mersin
yapraklarından meydana gelen altın bir diademe ait
parçalar, iki kulpsuz kandil, altı tane pişmiş
toprak koku şişesi ve beş adet laginus tipi testi
ele geçirilmiştir. Gümüş eserlerin süs ihtiva eden
kısımları altın yaldızlıdır. Ele geçen eserler,
kullanılan malzeme ve mimari yapısına göre; bu
tümülüs M.Ö.I.asra tarihlendirilmektedir. (Nezih
FIRATLI, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Yayınları XXII,s.
22-29, İstanbul 1960)
AKYAZI KÜÇÜCEK KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ
Tersiye Tümülüsü ile benzer özellikte olup, tonozlu
mezar odası ve dramostan (geçit) oluşmaktadır.1953
yılında açılan bu tümülüste üç iskeletle birlikte,
Altın diadem parçaları, pişmiş toprak kandiller,
koku şişeleri ve sikke ele geçirilmiştir.Bu sikkeye
göre M.S.2. asra tarihlendirilen Küçücek
tümülüsünün, mezar yapısı bakımından daha erken
döneme ait olabileceği anlaşılmaktadır.Tümülüslerin
uzun zaman kullanılan örneklerine Anadolu’nun bazı
bölgelerinde rastlanmıştır. Sikkenin, mezara
sonradan yapılan gömmelerde konulmuş olabileceği, bu
nedenle Tersiye Tümülüsü ile aynı döneme ait
olmalıdır. (Nezih FIRATLI, “Bitinya Araştırmalarına
birkaç ilave”, Belleten,XVII, 65, 1953, s.20 vd.)
BEŞEVLER KÖYÜ LAHİT MEZARI
Sakarya il merkezinin batısında, merkeze bağlı
Beşevler Köyü yerleşim alanı içerisinde kalan
Mustafa Yılmaz’a ait evin kuzeydoğu yanında yer alan
arsa da aynı şahıs tarafından traktörle yapılan
düzeltme çalışmaları esnasında tarihi bir kalıntıya
rastlaması üzerine, bu alanda Lahit Mezar bulunduğu
anlaşılmış ve Sakarya Müzesi uzmanları tarafından
kurtarma kazısı yapılmıştır.
Kuzeybatı/güneydoğu istikametnde olan lahitin,
kapakla teknenin birleştiği seviyede, kuzeybatı dar
yüzünün dış tarafında iki adet pişmiş toprak şişe
ele geçmiştir.Tek gömünün bulunduğu lahitte,
Kafatası güneydoğu tarafta olup, ölü
güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda boylu boyunca
uzatılmıştır. Ayak ucunda bir adet cam şişe ve bunun
hemen yanına da demir strigilis (hamam kaşağısı)
bulunmuştur.
Açığa çıkartılan lahit yöresel kum taşından
yapılmış, kolay işlenebilen bir yapıya sahiptir. Dış
yüzey düzgünce yontulmuştur.Herhangi bir süsleme
unsuru veya kabartma yoktur, murç izleri
belirgindir. Kapak ve tekne olmak üzere iki kısımdan
oluşmaktadır.
Lahit Kapağı: Uzunluğu 227cm. genişliği 76cm.
yüksekliği 34cm.dir. Tekneden daha geniş olup her
yönden 4-7 cm. arasında değişen dışa taşkınlık
mevcuttur. Köşe akroterleri kabaca işlenmiştir.
Lahit Teknesi: Uzunluğu 217cm. genişliği 65cm.
yüksekliği 58cm. iç derinliği 50 cm. cidar kalınlığı
9 cm.dir. Teknenin üst kenarlarında, kapağı oturması
ve kaymaması için yiv açılmıştır.
Ele Geçen Buluntular:
Cam şişe; Yüksekliği 10cm. Genişlği 9cm.dir.Hafif
yeşilimsi renkli, yuvarlak ağızlı, dışa dönük geniş
ağız kenarlı, silindirik kısa boyunlu, geniş omuzlu,
şişkin karınlı, içe basık dipli, omuzu ağız kenarı
altına bağlayan karşılıklı çift kulpludur.
Pişmiş toprak şişe; Yüksekliği 13,8cm. Genişliği
5,7cm.dir. Açık kiremit renkli, dışa dönük yuvarlak
ağız kenarlı, uzun silindirik boyunlu, yumurta
gövdeli, düz diplidir. Pişmiş toprak şişe;
Yüksekliği 7 cm. genişliği 6 cm.dir. Kiremit renkli,
yumurta gövdeli, düz diplidir. Gövdesi çatlak, omuz
kısmından yukarısı kırık ve eksiktir.
Demir Strigilis; Uzunluğu 17 cm. Genişliği 6cm.dır.
Tek parça demir plakanın dövülüp bükülmesi ile orak
biçiminde şekillendirilmiştir. Şerit kesitli
tutamaklı içbükey gövdeli, küt uçludur. Nem ve
rutubetli ortamdan dolayı oksitlenerek bir hayli
tahrip olduğundan etütlük niteliktedir.(resim 4)
Strigilis; Eski Roma’ da buhar banyosundan yada
atletik alıştırmalardan sonra atlet ve güreşçilerin
yağ ve terlerinin alınmasında, vücutlarının
temizlenmesinde kullanılan, demir, tunç, gümüş,
boynuz vb. gibi maddelerden yapılan orak biçiminde
kıvrık hamam kaşağısıdır.
Atlet ve güreşçilerin yağ ve terlerinin alınmasında
kullanılan strigilis ve cam şişenin bir arada mezar
içerisinde bulunması, bu mezarın, yağlanmak
suretiyle sportif faaliyet yapan bir kişiye ait
olabileceğini göstermektedir. Cam şişenin benzer
fromdaki örneklerini Roma dönemi I. ve II.
yüzyıllarda rastlanmaktadır. Strigilis ve pişmiş
toprak şişelerin Hellenstik ve Roma döneminde
devamlılık arz ettiği bilinmektedir. Açığa çıkarılan
lahit, yapım özellikleri ve ele geçen mezar
buluntuları ışığında, bu mezar Roma dönemine ( MS.II.yy)
tarihlendirilmiştir.
BEŞKÖPRÜ (Justinianus Köprüsü)
Erken Bizans Döneminin Anadolu’daki en görkemli
anıtsal yapılarındandır. İmparator Justinianus
tarafından İ.S.558-560 yıllarında
yaptırılmıştır.Sapanca Gölü’nün Sularını Sakarya
Nehrine boşaltan çark deresi ( Melas ) üzerindeki bu
taş köprü, 430 metre uzunluğunda, 9.85 metre
genişliğinde olup, 12 kemer gözlüdür. Batı ucunda
tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile
ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunmaktadır.
Karayolları Genel Müdürlüğünce 1995 yılında onarılan
köprünün taşıt trafiğine kapatılması amacıyla her
iki ucuna üçer basamak yapılmıştır.
PAŞALAR KALESİ
Sakarya İli Pamukova İlçesi Paşalar Köyünün kuzey
tarafında bulunan sarp bir tepe üzerine
kurulmuştur.Önündeki ovaya hakim konumda olan bu
kaleye Paşalar Köyünden yokuş yukarı tırmanarak,bir
saatlik yaya yolculuğu sonucu çıkılabileceği gibi,
Karapınar-Kadıköy-Bakacak Köyleri istikametinde
giden yoldan sola ayrılarak ormanlık ve taşlık
bayırdan yaya yürüyüşle de ulaşılabilir.
Kaletepe diye bilinen bu mevkinin coğrafi yapısına
uygun olarak ana kaya üzerine oturtulan sur
duvarları tepenin etrafını dairesel olarak
çevrelemektedir.Surun 2/3’lük kısmı tamamen tahrip
olmuştur.Kuzey ve kuzeybatı tarafta bulunan sur
duvarları iri kesme taşlarla yapılmış,taş sıraları
arasında tuğla sıraları mevcuttur.Bu duvar üzerinde
bulunan Geç Roma dönemi mezar stelleri,sunak
parçaları, sütun ve sütun kaideleri ile mimari
parçalar devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.
Sağlam olarak günümüze ulaşabilen kısmın sur duvarı
boyunca yaklaşık 9-10 metre aralıklarla yer alan üç
adet üçgenimsi çıkıntı vardır.Bu çıkıntıların en
kuzeyde bulunanı üzerinde içerisi beşgen şekilli
odacık kalıntısı yer almakta olup,yan duvarlarının
mimari yapısından üstünün tonoz veya kubbe ile
kapatılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Güney taraftaki sur duvarları ise farklı yapıdadır.
Dış yüzeyleri kabaca düzeltilmiş küçük boyutlu 7-8
sıra taş duvar üzerine tuğla sıraları ile örülmüş
bir sur yapısına sahiptir. Güneybatı tarafta taş
duvar üzerine tuğla ile inşa edilmiş yuvarlak
kemerli giriş bulunmaktadır.Güney tarafa doğru doğal
eğimi bulunan kale içerisinde yer yer mimari
kalıntılar, kısmen tahrip olmuş tuğla ile yapılmış
kemer ve tonozlar bulunmaktadır.Bu yapıların
mahiyetini tespit edebilmek için kazı yapılması
gerekmektedir.Kale içerisinde defineciler tarafından
yapılan çok sayıda kaçak kazı çukuru mevcuttur.Gerek
sur duvarlarında ve gerekse mimari kalıntılarda
kaçak define avcılarının yapmış olduğu tahribat bir haylı büyüktür.
Geyve’den Mekece’ye kadar uzanan Pomukova ve Geyve
ovalarını adeta kuşbakışı gören Paşalar Kalesinin
yapım tekniği ve sur duvarlarında kullanılan geç
Roma dönemi mezar stelleri ile mimari parçaların
devşirme malzeme olarak kullanılmış olması Bizans
dönemi yapısı olduğunu göstermektedir.Kuzey ve Güney
taraf sur duvarlarının farklı teknikte yapılmış
olması Erken Bizans döneminde yapılan kalenin daha
sonra tahrip olması sonucu Geç Bizans döneminde,
yıkılan kısımların yeniden inşa edildiğini
göstermektedir.
HARMANTEPE KALESİ
Sakarya İli Merkez Harmantepe Köyünün kuzeyinde
kalan Harmantepe Kalesi küçük doğal bir tepecik
üzerine kurulmuştur. Etrafı sulak ve bataklık alan
iken her iki yanından daha sonra geçirilen kanallar
sayesinde verimli tarım alanlarına dönüştürülmüştür.
Kaleye ulaşabilmek için Küçük Söğütlü’den Akçakamış
köyüne giden yoldan sol tarafa ayrılan tarla yoluna
sapmak gerekir. Yağmurlu havalarda ulaşım biraz güç
olmaktadır.
Adapazarı, Harmantepe Köyü, 2 pafta, 564 parsel
üzerinde yer alan kale, Aşağı Sakarya havzasında
bulunan kaleler arasında günümüze en sağlam şekliyle
ulaşabilmiş kalelerden biridir. Elips şeklinde
yuvarlık planlı olan kale yöresel taşlarla
yapılmıştır. Sur duvarlarının kalınlığı 2 m.
Yüksekliği 8-10 m. arasında değişmektedir. Ortalama
5x5 m. ebatlarında 6 adet burç bulunmaktadır.
Burçların alt taraf iç kısmında, moloz taş ve kireç
harçla yapılan dolgu malzemesi içerisinde bağlantıyı
sağlayan ahşap kalaslar ızgara biçiminde
yerleştirilmiştir. Zamanla bu kalasların çürümesi
sonucu kalas yerleri yuvarlak delikler şeklinde
görülmektedir. Burçların üst kısmında değişik
yönlere bakan mazgal delikleri bulunmaktadır.
Kalenin ana giriş kapısı güneyde olmak üzere farklı
yönlerde ve değişik ebatlarda 5 adet yuvarlak
kemerli girişi vardır. Kapıları içten kapatmaya
yarayan ahşap sürgülerin sur duvarı içerisine doğru
sürüldüğü delikler mevcuttur.Kapıların kemer
kısımları burç ve sur duvarlarının bazı kısımları
doğal tahribat sonucu yıkılmış olmakla beraber
önemli bir bölümü korunmuş olan kale plan
verebilecek durumdadır. Kale içerisi bitki ve
ağaçlarla kaplıdır. Gerek mimarı gerekse taş
işçiliği yönünden, bölgemizdeki diğer kalelerle
benzer özellikler taşımaktadır. Bu nitelikleri ile
Bizans dönemi yapısıdır.
SAKARYA MÜZESİ BİNASI
Sakarya İli,Merkez İlçesi, Semerciler Mahallesi,
Milli Egemenlik Caddesi, İstasyon karşısında yer
alan Müze binası, bahçesi ile birlikte 1290 M2lik
bir alan üzerine kurulmuştur.
1910-1915 yılları arasında dönemin Askerlik Şubesi
Başkanı Binbaşı Baha Bey tarafından zemin katla
birlikte üç katlı olarak yaptırılan konut, daha
sonra Atatürk’ün yakın arkadaşı ve Milletvekili
Hasan Cavit Bey tarafından satın alınmıştır.17
Haziran 1922 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi
ile buluştuğu ve 3 gün kaldıkları ev, 1967 yılında
meydana gelen depremde büyük ölçüde hasar görmüştür.
1983 yılında sivil mimarlık örneği olarak tescil
edilen konut, Kültür Bakanlığınca kamulaştırılıp,dış
görünümü aslına uygun bir şekilde, içte ise tamamen
değişikliğe uğratılarak betonarme olarak yeniden
inşa edilmiştir. Zemin katta büro odaları ve
kalorifer dairesi, 1. katta müdür odası ve 85 m2
genişliğinde bir adet sergi salonu, 2.katta da 50
kişilik bir konferans salonu bulunmaktadır.
Sakarya Müzesi ilk defa 12.01.1989 tarihinde, İl
Kültür Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermeye başlamış
07.03.1989 tarihinde şimdiki yerine taşınmıştır.
Müze faaliyetlerinin yanı sıra ilimiz sınırları
içerisinde bulunan arkeolojik ve etnografik eserleri
toplayarak, yapılan teşhir düzenlemesi sonrasında,
21.06.1993 tarihinde halkın ziyaretine açılmıştır.
17 Ağustos 1999 tarihindeki depremde vitrinlerde ve
eserlerde meydana gelen hasar nedeniyle ziyarete
kapatılmıştır.Deprem sonrasında yapılan çalışmalar
sonucu, 28.06.2003 tarihinde yeniden ziyarete
açılmıştır.
Müzenin bahçesinde, Sakarya İli sınırları içinde
bulunan Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari
parçalar, mezar taşları, sunaklar, yazıtlı taşlar,
ostotek, pişmiş toprak erzak küpü ve sütün kaideleri
sergilenmektedir. Müzenin sergi salonunda tarih
öncesi çağlar ile Roma ve Bizans Dönemine ait bir
grup arkeolojik eser ile Osmanlı ve Cumhuriyet
Dönemine ait etnografik eserler
sergilenmektedir.Arkeolojik eserler arasında yassı
el baltaları, pişmiş toprak kaplar,koku ve gözyaşı
şişeleri, madeni ve cam eserler yer
almaktadır.Etnografik eserler arasında Ulu önder
Atatürk’ün kullandığı eşyalar ile Osmanlı ve
Cumhuriyet dönemine ait ateşli ve kesici silahlar,
bakır kaplar , mühürler ve el işlemeleri teşhir
edilmektedir.Sikke vitrininde, Klasik, Hellenistik,
Roma,Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait sikkeler
bulunmaktadır
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARI
|
TEK YAPILAR |
SAYISI |
|
ASKERİ YAPILAR |
3 |
|
DİNSEL VE KÜLTÜREL YAPILAR |
70 |
|
İDARİ YAPILAR |
5 |
|
SİVİL MİMARİ ÖRNEKLERİ |
189 |
|
ENDÜSTRİYEL YAPILAR |
11 |
|
DOĞAL ANITLAR |
71 |
|
TOPLAM |
349 |
|
SİT ALANLARI |
SAYISI |
|
ARKEOLOJİK SİT |
8 |
|
KENTSEL SİT |
2 |
|
TARİHİ SİT |
0 |
|
DOĞAL SİT |
10 |
|
TOPLAM |
20 |
|